
will smith'in de dediği gibi "a a maayamii"..
miami 2008 biterken tek erkeklerde rafael nadal'ı 6-4/6-2 yenen nikolay davydenko; tek bayanlarda ise jelena jankovic'i 6-1/5-7/6-3 yenen ev sahibesi serena williams şampiyonluğu kucaklamışlar.. mışlar çünkü eurosport hunharca gizliden vermiş maçları.. insan haber verir.. zaten şu eurosport fantasy tennis şeysi yüzünden internet sitelerinden maç takip edeceğim diye maymuna döndüm.. alacağın olsun eurosport..
Pazartesi, Nisan 07, 2008
2008 miami masters
Cuma, Şubat 15, 2008
ah günter!

monica seles dün itibariyle tenis kariyerini sonlandırdığını açıkladı ve böylece bir efsane daha kortlara veda etmiş oldu..
"power player" olarak nitelendirilen seles özellikle servis returnlerinde ve çift el forehandlerindeki top-spinli etkili vuruşları ile bilinir.. ayrıca bir başka power player maria şarapova gibi kortlarda çıkardığı sesler yüzünden rakipleri tarafından hep şikayet edilirdi.. bir efsaneye dönüşebilecekken kendini bilmez biri tarafından kariyeri sekteye uğratıldı..
1973 doğumlu yugoslav asıllı amerikalı tenis oyuncusu seles henüz 12 yaşındayken abd'de kazandığı bir turnuva sonucu akademisinde bir çok ünlü tenis oyuncusu yetiştirmiş nick bollettieri tarafından fark edildi ve 1986 yılında ailesi ile birlikte amerika'ya taşındı.. 1989 yılında profesyonel olan seles, 1990 yılında, henüz 16 yaşında iken, roland garros'u kazanarak grand slam kazanan en genç tenis oyuncusu oldu (16 yıl 6 ay) ve 1991 yılında en genç dünya bir numarası oldu (17 yaş, 3 ay, martina hingis daha sonra bu ünvanı elinden almıştır).. seles çok genç olmasına rağmen yine efsane tenis oyuncuları olan steffi graf ve martina navratilova'yı yenebilme başarılarını göstermişti..
90 yılındaki roland garros şampiyonluğundan sonra 91 ve 92 yıllarında avustralya açık, roland garros, amerika açık üçlülerini ve 93 yılında avustralya açık'ı kazanmıştı.. fakat roland garros 93'ten önce bir wta tour maçında akli dengesi bozuk bir steffi graf hayranı tarafından bıçaklandı.. günter parche isimli bu dingil şüphesiz ki ne yaptığının farkında değildi ama bir efsanenin devamını engellemişti..
seles bir kaç ayda düzeldi ancak psikolojik olarak hazır olması yıllarını aldı.. bir açıklamasında "insanlar bu adamın beni kasıtlı olarak bıçakladığını ancak bunun için herhangi bir ceza almadığını unutmuş gibi görünüyor.. tenise geri dönecek kadar rahat hissetmiyorum" dedi.. ancak 95'te kortlara geri döndü.. 96'da avustralya açık'ı 4. kez kazandı ve 2000 sydney olimpiyatlarında bronz madalya kazandı.. bunlar dışında büyük bir başarı yakalayamadı.. wimbledon şampiyonluğu bulunmaması kariyerindeki en büyük eksik..
seles kariyerini sonlandırdıktan sonra basın açıklamasında,
"tenis hayatımın çok büyük bir parçası oldu ve olmaya devam edecek. bazı zamanlar profesyonel kariyere geri dönmeyi düşündüm fakat şimdi bunu kesinlikle düşünmüyorum. gösteri maçlarına ve hayır organizasyonlarına katılmaya devam edeceğim fakat wta tour kapsamındaki müsabakalara katılmayacağım. " dedi ve tenis kariyeri boyunca kendini destekleyen hayranlarına teşekkür etti..
Pazartesi, Ocak 28, 2008
popcorn ödülleri 2008
avustralya açık 2008'in resmi sitesinde yayımlanan eğlenceli bir makale.. orijinali için buradan»»
çevirebildiğim kadarıyla türkçesi aşağıda.. (lütfen orijinal makaledeki fotolara da bakınız)
araya kaçma ödülü: rafael nadal.. açıklamaya gerek yok.. yukarıdaki fotoğrafa bakmak yeterli.. dünyanın 2 numarası toplamda 14 milyon dolar kazandı.. kendine yeni şort al rafa.. lütfen..
paranın karşılığını verme ödülü: marcos baghdatis.. oynadığı üç maçın ikisi beş setlik biri dört setlikti..
en iyi sinek taklidi: yuri şarapov.. tam olarak ne dönüyor bilmiyorum ama bir çeşit ödül hak ettiğini düşünüyorum.. eğer bildiğiniz bir şey varsa bana da söyleyin..
(ayrıca bakınız»»)
tiffany's den bile daha parıltılı ödülü : venus williams.. başlık kendini açıklıyor..
raket origami ödülü: marat safin.. görünüşe göre marat burada raketten kalp yapmış.. sevgililer gününe iki hafta var..
(ayrıca bakınız»»)
en hazırlıklı olma ödülü: marcos baghdatis.. her nasılsa lleyton hewitt ile maçının sabahın körüne kadar süreceğini bilip de sadece tenis çantasını değil ayrıca uyku tulumunu da başka bir çantada getirdiği için.. keşke bize de söyleseydi..
en iyi sinir boşalması için john mcenroe ödülü: cesar ramirez.. genç erkekler kategorisinde dünyanın bir numarası çeyrek finalde avustralyalı bernard tomic'e elenince raketinin hakimiyetini kaybetti..
en iyi tek cümlelik replik: andy roddick.. "okula gidin çocuklar yoksa ileride sandalye hakemi olursunuz."
Pazar, Ocak 27, 2008
nole

novak djokovic bir grand slam kazanan ilk sırp tenis oyuncusu olarak tarihe geçti.. avustralya açık 2008 finalinde fransız jo-wilfried tsonga'yı 4-6/6-4/6-3/7(7)-6(2) lık setlerle yenerek federer-nadal baskınlığına son verdi.. en son 2005 avustralya açık'ı marat safin kazanmıştı.. ondan sonraki bütün grand slamlerde federer ve nadal vardı.. bu sene erkekler mücadelesi çetin geçeceğe benzer..
djoker konuşmasında ise sempatikliği ile ön plana çıktı.. rod laver arena'yı dolduran 15bin kişiye "biliyorum hepiniz jo'nun kazanmasını daha fazla istiyordunuz.. ama sorun değil ben sizi hala seviyorum.." diyerek gönüllerdeki yerini sağlamlaştırdı..
Cuma, Ocak 25, 2008
the man gets "blue"s

man in "black" diyorlar ona.. tişörtünden çorabına kadar siyah giyer çıkar korta.. son 4 yılın erkeklerde tartışmasız en başarılı ismi roger federer.. son 5 yılda 12 grand slam kazanmış, toprak kortta (roland garros) iki kez final oynamış (karşısında rafael nadal gibi bir isim olmasa 14 olacak grand kazandığı slam sayısı), 4 yıldır 1 numaradan inmemiş bir efsane.. bu senenin ilk grand slami avustralya açık'a da kesin kazanacak gözüyle bakılıyordu.. ama olmadı.. bu adamı da üzdüler.. sert ve çim zemindeki roger federer hegemonyası novak djokovic sayesinde son buldu bugün.. yenilmez denilen o adam 3-0 ile set bile alamadan evinin yolunu tuttu.. federer hayranı olmayan bir insan olarak sevindim..
federer'i neden sevmem?:
- çünkü federer agassi gibi cana yakın olmamıştır hiçbir zaman..
- çünkü karşılaştırıldığı sampras kadar da teknik oynadığını düşünmüyorum..
- çünkü bana hep benden değilmiş gibi geliyor.. daha üst bir yerde sanki kendisi.. burnu havada gibi hareketleri ve bu bana itici geliyor..
- çünkü son 4 yılda erkekler tenisini zevksiz bir hale getirdi neredeyse her şeyi kazanarak..
bugünkü maçtan sonra sağda solda okuyorum "federer devri kapandı", "kral öldü" falan yazıyolar.. "yok artık lebron james" diyorum bunları diyenlere.. son 4 yılda bu kadar iş başarmış bi adamı öyle tek bir darbe ile silemezsiniz.. hele bi durun bu seneki diğer 3 grand slami de kaybedecek nasıl olsa (wimbledonı kazanabilir bak ondan emin olamadım).. ondan sonra konuşuruz..
adidas vs. nike
2008 avustralya açık tek bayanlar finali iki güzel tenis oyuncusunun mücadelesinin yanında iki ünlü rakip markanın da mücadelesi şeklinde geçecek.. ana ivanovic'in sponsoru adidas, maria şarapova'nınki ise nike.. tabi ki onlar için mücadelenin ne kadar zevkli ve çekişmeli olacağının bi önemi yok.. logoları ne kadar çok gösterilirse o kadar reklam demek..
Perşembe, Ocak 24, 2008
haydeeee!
amerikalıların tenis alemindeki gaza gelme nidası "kamoooon" (come on), fransızların ve bazı avrupa kökenli oyuncuların (misal justine henin) gaza gelme nidası "aleeee" (allez).. bu iki bağırışı çok duyuyoruz kortlarda.. son bir kaç yıldır balkan orijinli tenis oyuncularının başarılarıyla beraber türkçe'den de aşina olduğumuz bir kelime kulaklarımıza çalınır oldu: "haydeeee"..
sırbistan'dan çıkan tenis oyuncuları son yıllarda büyük başarılar göstermeye başladı.. sol baştan sayarsak atp sıralamasında şu anda dünya üçüncüsü novak djokovic, wta sıralamasında şu anda dördüncü ana ivanovic, wta sıralamasında şu anda üçüncü jelena jankovic ve avustralya açık 2008'de roger federer'i yenmenin eşiğinden dönen, çıkıştaki janko tipsarevic.. bu dört sırp oyuncu yükselişteki balkan tenisinin başını çekiyorlar.. önümüzdeki yıllarda da kortlardaki "haydi" nidaları eksilmeyecek gibi..
geri dönüş
ana ivanovic ilk seti 6-0 kaybettiğinde sabahın yedisine kadar oturup bu yavan ve zevksiz maçı izlediğim için kendime küfür ediyordum.. ikinci sette kabus bitmedi ilk oyunu kaybetti ana.. televizyonu kapatıp yatmadığıma dua ediyorum çünkü ne olduysa bu noktadan sonra oldu.. gönderdiğim reikiler neticesinde ana kendine geldi ve arka arkaya oyunlar alarak 5-1 lik seri yakaladı ve ikinci seti 6-3 aldı.. işte günlerdir beklediğim maç buydu..
avustralya açık 2008 tek erkeklerde ne kadar muhteşem geçiyorsa, tek bayanlarda o kadar zevksiz geçiyordu bu maça kadar.. çeyrek finalin tüm maçları ve yarı finalin ilk maçı sadece bir oyuncunun baskınlığı altında geçmişti.. ikinci sete bakıldığında üçüncü setin akibeti kestiriliyordu.. zevkli olacaktı son set.. maçın üçüncü seti çok çekişmeliydi.. karşılıklı oyunlarla geçen sette durum 3-2 hantuchova lehine iken 7 kere "berabere" oldu.. en sonunda ivanovic servis kullandığı oyunu olarak 3-3 e getirdi.. tekrar karşılıklı alınan oyunlarda sonra ivanovic servis kırarak durumu 5-4 e getirdi.. servis kullandığı son oyunu da alıp maçı 2-1 kazandı..
peki neydi değişen? bir uyanıştı.. heyecandan olsa gerek ilk sette yaptığı hiçbir vuruş doğru düzgün bir yere gitmeyen, kullandığı ilk servislerin sadece yarısı oyuna girebilen ivanovic, ikinci sette uyandı ve artık maçta kaybedecek bir şeyi olmadığını gördü.. başta akıcı bir oyun sergileyemese de puanlar aldıkça, oyunlar kazandıkça yerine gelen kendine güveni onu bir üst seviyeye çıkardı.. daniela hantuchova ise baştan sona aynı oyunu götürdü.. ivanovic seviye atladığında ona ayak uyduramadı bu yüzden ve yenildi.. güzel bir maçtı sonuçta..
siz yabancılar nasıl diyor? "what an incredible comeback!"
finalde rakip şarapova.. şimdi şarapova düşünsün! :)
Salı, Ocak 22, 2008
10-0
5 yıldır düzenlenen uleb cup'ta beşiktaş erkek basketbol takımı bir ilki gerçekleştirerek ilk tur grup maçlarında 10 maçta 10 galibiyet alan ilk takım oldu ve tarihe geçti..
1. at BK Ventspils 79 - 87
2. vs Köln 99ers 79 - 60
3. at FMP 77 - 78
4. vs Ovarense Aerosoles 100 - 74
5. at Elan Chalon 64 - 73
6. vs BK Ventspils 84 - 77
7. at Köln 99ers 62 - 73
8. vs FMP 77 - 76
9. at Ovarense Aerosoles 80 - 94
10. vs Elan Chalon 78 - 55
ne oldi sana, ne oldi böyle?
aktif oyuncular arasında dünyanın en hırslı bayan tenis oyuncularından biri olan serena williams, avustralya açık 2008 çeyrek finalinde 3 numaralı seribaşı sırp jelena jankovic karşısında hiçbir varlık gösteremeyerek 3-6 ve 4-6 lık setlerle elendi..
mats wilander'in deyimiyle "kendisinin dünyanın en iyi tenis oyuncusu olduğunu düşünen" williams maça iyi başlayıp ilk sette 2-0 öne geçmesine rağmen jankovic bir anda önce oyunu çevirdi daha sonra beni ekran başında, williams'ı kortta şaşkına çevirdi.. ilk seti jankovic aldıktan sonra ben williams'ın eski günlerdeki gibi berserk e bağlayıp maçı heyecanlandıracağını düşünürken o, daha da berbat bir oyunla devam etti.. maçta williams'ın kaybettiği sayıların hepsi birbirinin aynısıydı neredeyse.. jankovic maden bulmuşcasına topları hep baselinea yakın oynadı, kısa bir ralliden sonra williams'ın çift el backhandleri hep filede kaldı.. maçta zaten çok az ralli vardı ve bu rallilerde de hiçbir varyasyon göremedim.. tekdüze vuruşlardan öteye gidemedi.. sonuç olarak çekişmesiz ve bu yüzden tatsız bir maç olarak tarihteki yerini aldı bu çeyrek final mücadelesi..
Pazartesi, Ocak 21, 2008
son sekiz bayan
avustralya açık 2008'de çeyrek final eşleşmeleri belli..
justine henin [1] -maria sharapova [5]
jelena jankovic [3] - serena williams [7]
venus williams[8] - ana ivanovic [4]
daniela hantuchova [9] - agnieszka radwanska [29] 
bu sene fazla sürpriz yok bayanlarda.. her şey sakin.. sözlüğe yazdığım tahminlerimi buraya da yazayım.. yarı final eşleşmeleri şu şekilde olabilir amaaa olmayabilir de:
justine henin - serena williams
ana ivanovic - daniela hantuchova
Pazar, Ocak 20, 2008
polonya melek milli voleybol takımı
polonya bayan milli voleybol takımı pekin'de düzenlenecek olan 2008 yaz olimpiyat oyunlarına katılacak takımı belirlemek için almanya'da düzenlenen şampiyonanın finalinde rusya'ya 3-2 mağlup olmaktan kurtulamadı..
maçı izleyemedim ama 2-0 geriden gelip maçı çevirecek noktaya kadar ilerlemiş polonyalılar.. malesef olimpiyatlarda göremeyeceğiz kendilerini.. malesef diyorum çünkü bu takım anormal güzellikte (evet abartıyorum) insanlarla dolu..
her şey katarzyna(kasia) skowronska ile başladı.. ardından milena rosner , eleonora dziekiewicz falan derken insan kendini kaybedebiliyor.. bir de şöyle bir şey var ki akıllara zarar: buradan..
bu güzel insanları olimpiyatlarda göremeyecek olmak kötü..
hırsın dışavurumu
marat safin eski günlerini özletiyor bize.. avustralya açık 2008'in ikinci turunda rum tenisci marcos baghdatis ile eşleşti.. marcos da eğlenceli bir oyuncu.. o ayrı bir başlık konusu.. marcos ilk iki seti almış bir üst tura emin adımlarla ilerlerken safin birden diriliyor ve harika 2 set sonunda skoru setlerde 2-2'ye getiriyor.. son sette ise istediği vuruşları yapamıyor ve en sonunda sinirini raketinden çıkarıyor.. raketin hali içler acısı.. bakınız..
nesneler olmasa kendimize çok zarar vereceğiz anlaşılan..
Cumartesi, Ocak 19, 2008
eurosport akıllı olsun!
bu sabaha karşı 7'ye kadar uyumadım ve james blake ile sebastian grosjean arasındaki maçı izledim.. setlerde 2-0 önce geçen grosjean saçmalayıp maçın 2-2 olmasına neden oldu.. sonra uykum olmamasına rağmen kendimi kötü hissetmem nedeniyle maçı kapatıp yatağa girdim.. zor da olsa uyumuşum.. öğlen 1'de uyandım ve hemen bir heyecanla turnuvanın sitesine girip maçın sonucuna baktım.. grosjean maçı 2-3 kaybetmiş.. blake'i hiç sevmem bu yüzden üzüldüm..
sonra programa baktım williams sister'ın maçı in progress yazıyor.. hemen eurosport'u açıp keyifle izleyecektim ki bir de ne göreyim? kış sporları.. beyaz dağ eteklerinden kayan insanlar.. belki eurosport 2'dedir diye bakayım dedim.. orada da aynı manzara..
o yüzden diyorum ki eurosport akıllı olsun! geçen gün ne güzel saat 17:00'a kadar yayımladılar turnuvayı.. bugün neden böyle? kış sporları da güzidedir falan ama iki kanal var diğerinde göster bari.. ayıp!
bir maç izledim ve hayatım değişti
tenis izlemeye tam olarak ne zaman başladığımı hatırlamıyorum.. orta son olması lazım.. dönem ödevim bir kitap okumak ve kitap hakkında yazmaktı.. ben o kadar bunalmıştım ki kitaptan, tv'de ne var ne yok diye gezerken avustralya açık'a rastlamıştım.. trt 3 sağolsun.. reklamsız ve ara vermeden yayımlardı.. o haftayı ödevle uğraşmaktansa tenis izleyerek geçirdim..
belirli bir zaman sonra tenis maçlarının topun bir sağa bir sola gidişinden ibaret olmadığını; tenis turnuvalarının harika bir kültüre sahip olduğunu fark ettim.. korttaki izleyicilerin oyunculara olan saygısı ralliler sırasındaki sessizlik ve hata yapılarak verilen bir puanın alkışlanmaması olarak yansıyordu.. (özellikle wimbledon bu konuda yalamış yutmuş bir izleyiciye sahip.) ballboyların maç içerisindeki hareketlerini, hakemlerin duruş yerleri ve biçimlerini, aralarda sporcuların yaptıklarını hepsini dikkatlice izlemeye başladım.. evian adlı meyve suyunu içiyolardı mesela (evet meyve suyu, o zamanlar renkli su olabileceği fikri bana pek mantıklı gelmemişti).. muz yerlerdi genellikle.. bacaklarına havlu sererlerdi ki soğumasın kaslar.. bu kadar dikkatli izlemeye çalışınca böyle hastalıklı bir tenis izleyicisi olarak sabah saat 8 lere kadar tenis izlemek olası oluyor..
tenis bence hem kadına hem erkeğe eşit derecede yakışan tek spor.. örneğin futbol ve basketbolu kadınlara hiç yakıştıramadım bugüne kadar.. aynı şekilde voleybolu da erkeklere yakıştıramadım.. ama tenis iki cinsiyette de harika duran bir spor gibi geldi bana hep.. bir de her fizikteki insan oynayabiliyor mesela.. uzun boylu, kısa boylu, kaslı, balık etli, zayıf.. belirli bir fiziksel kısıtlama getirmiyor basketbol ya da voleybol gibi..
türkiye'de tenise bu zamana kadar önem verilmemesi çok üzücü.. ancak son zamanlardaki girişimlerle wta tour championship'in (sponsor adıyla sony ericsson championship) 2011-2013 yılları arasında istanbul'da yapılacak olması da biz tenisseverler için ayrı bir sevinç ve övünç kaynağı teşkil etmekte.. ayrıca bu organizasyon için 10 bin kişilik bir tenis kompleksi yapılacak olması ise şukela.. ona da buradan..
sonuç olarak tenisi sevin, sevdirin.. gelecek nesiller bu spordan mahrum kalmasın..






